Basit Bir Satrançtan Fazlası
Hepimiz Stefan Zweig’ı biliriz. Hatta bu ünlü yazarın birkaç kitabını okumuşuzdur. Ben bu ay okuduğum “Satranç” kitabı hakkında olan düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim. Stefan Zweig’ın sürgünde iken yazdığı bu kitap seksen yedi sayfadır. Kısa olmasının yanı sıra sürükleyici olmasından dolayı tek oturuşta bitirdiğim bir kitap oldu. Eğer kitap okumak istiyorsanız fakat pek vaktiniz yok ise kesinlikle önereceğim bir kitap olur.

Kitap dünya satranç şampiyonu olan Mirko Czentovic’in hayatı ile başlıyor. Küçük bir çocuk iken bir papaz tarafından büyütülen bu çocuk dersler bakımından pek başarılı değildir. Fakat hiçbir eğitim almamasına rağmen satrançta çok başarılıdır. Bunu fark eden halk onu çeşitli yarışmalara sokmuştur. On sekiz yaşında Macaristan şampiyonu yirmi yaşında ise dünya şampiyonu olmuştur. Bu şekilde para kazanmak için bir şehirden başka bir şehre gider satranç oynarmış. Kitabımızın anlatıcısı New York’tan Buenos Aires’e giden bir yolcu gemisinde Czentovic’i görür. Onunla konuşmak ister fakat Mirko kendi kabuğunda, kibirli bir adamdır. Anlatıcımız satranç konusunda pek iyi değildir fakat dünya şampiyonu ile tanışmak için göstermelik bir satranç oynar. Onları izleyen McConnor diye bir adamla tanışır. Bu adam en önemsiz oyunda aldığı bir yenilgiyi bile kişilik bilincinin aşağılanması olarak görür.
Anlatıcımız ve McConnor Mirko’nun dikkatini çekmek için satranç oynamaya başlarlar. Üçüncü günde bu amaçlarına ulaşırlar. Czentovic onlara bakmaya başlar fakat acemi olduklarını görünce salonu terk eder. McConnor bu olay sebebiyle iyice hırslanır ve mutlaka onunla bir parti oynamak istediğini söyler. Onunla konuşmaya gider ve parti başına en az iki yüz elli dolar vermesi gerektiğini öğrenir. Ve anlatıcımıza yarın Mirko ile bir parti oynayacağını söyler. Bir sonraki gün tabii ki kaybederler -hem de birden fazla kez-. Fakat yine kaybedecekleri sırada yanlarına bir adam gelir ve yapmaları gereken hamleleri söyler. Bu gizemli adam sayesinde Czentovic ilk defa hamlesini yaparken uzun uzun düşünmeye başlar. Ve bir parti daha oynamak istediğini gizemli adama söyler. Fakat adam kesinlikle olmayacağını söyler. Anlatıcımız onunla konuşmaya gider ve bir parti oynamasını ister. Gizemli adamın isminin Dr. B. olduğunu öğrenir. Ve neden oynamak istemediğini de…
Bu adam Avusturya’ya olan bağlılığı ve bildiği bilgiler sebebiyle Naziler tarafından bir odaya kapatılmıştır. Fiziksel olarak değil ancak mental olarak çok zor savaşlar vermiştir. Sadece yatağı kapısı ve koltuğu olan bu odadan başka bir şey görmemiştir uzun bir süre boyunca. Aylar boyunca konuştuğu tek kişi onu sorgulayanlardır. Artık kafayı yeme sürecine geldiği bir zaman sorgu odası önünde beklerken bir askerin montunun cebinden sarkan bir kitap görür. Bu kitabı kimse görmeden çalar. Bir roman veya şiir kitabı olmasını umarken bir satranç reptuarını aldığını görünce hayal kırıklığına uğramıştır. Satrancı tahta, figürler ve rakibi olmadan nasıl oynayacağını düşünmüş. Battaniyesini tahta olarak ekmek kırıntılarını ise figürler olarak uyarlamıştır. Bir günde onlarca parti oynamaya başlamış. Her olasılığı düşünüyormuş. Sanki beynini ikiye bölmüş gibi birbirleriyle yarıştırmış. Bu düzeni birkaç ay boyunca sürdürmüş. Artık rüyasında bile satranç oynuyormuş. Eli ayağı titriyor gittikçe kilo veriyormuş. Bir sabah kalktığında kendini bir hastane odasında bulmuş. Ve aylar sonra onu sorgulamayan bir insanın sesini duymuş kendini bir rüya içinde hissetmiş. Doktor ona ateşli iken tuhaf formüller sayıkladığını söylemiş. Akut sinir imitasyonu geçirmiş Dr. B. ona bakan yardımsever doktor sayesinde serbest bırakılmış. O günden beri satranç oynamayan Dr. B, Mirko ile McConnor arasında olan partide merakına yenik düşmüştür.
Anlatıcımız ne yapıp edip onu yarınki partide oynatmaya ikna etmiştir. Bir sonraki gün bu ikili arasında kıyasıya bir mücadele dönmüştür. Dr. B. parti uzadıkça gerilemeye başlamış. Herkes Czentovic’in uzun süren düşünmesinden sonra yapacağı hamleyi sabırsızlıkla bekler olmuş. Partinin ilerleyen zamanlarında Dr. B. işte bu kadar diye bağırmış. Ve etrafta yürümeye başlamış. Czentovic yaklaşık on dakika düşündükten sonra partiyi terk etmiş. Ve bir parti daha diye sormuş. Dr. B. anlatıcımızın daha onu uyarmasına izin vermeden huzursuz edici bir heyecanla kabul etmiş. Oyun başlamıştı. Czentovic rakibini rahatsız etmek için en az dört dakika düşünüyor en basit hamleleri bile çok uzun bir zamanda yapıyordu. Birkaç hamle sonra Dr. B. tahtaya bile bakmadan bir hamle yapar ve şah der. Czentovic yüzünde sırıtışla şahı göremediğini söyler. Dr. B. tahtaya bakınca gördükleri tarafından çıldırır. Şahın F7 de olması gerektiğini Czentovic’in yanlış hamle yaptığını söyler. Anlatıcımız ona hatırlaması gerektiğini söyler ve Dr. B. özür dileyerek kalkar…
Bu kitabı ilk okuduğumuzda isminden de dolayı satrançla ile ilgili olduğunu düşünüyoruz. Fakat kitabı okumayı bitirince daha derin bir anlamı olduğunu görüyoruz. Burada Nazilere bir gönderme yapılıyor. Dr. B. Yahudileri temsil ediyor ve ne türlü zorluklardan geçtikleri anlatılıyor. Stefan Zweig’ın intihar etmeden kısa bir süre önce yazdığı bu kitap içinde yaşadığı dünyayı net bir şekilde anlatıyor.
Share this content:



Yorum gönder