TANRININ GÖZÜNDEN BİZ , ANTİK ROMA VE SIRA DIŞI MİMARİSİ: PANTHEON
Daire, yuvarlak, kare ve de sekizgen…
Bütün bunlar neyi ima ediyor? Sadece birer şekil öyle değil mi?..
Değil. Hayat bazen bir şeyleri gözümüzde büyütür. Hatta öylesine büyütür ki gözümüzün önünde duran somut, soyut her şeyi algımızca kapalı hale sokar. Çünkü hayatın asıl amacı da budur, sınamak. İnsan neden var oldu sanıyorsunuz?
Elbette sınanmak, belirli-belirsiz sınavlara tabi tutulup yaptıkları ile ölçülmek için.
İnsan yaşadıkları ile tecrübe edinir ki bunu hayatına geçirebilsin. Bu hayat başka bir hayat ve devamı da sürecek. Çünkü biliyoruz ki tohumlar bile zamanın birer meyvesidir, tıpkı bizler-insanlar gibi…
Bir ağacın ne kadar yaşlı olduğunu nereden anlarsınız? Ben söyleyeyim, içindeki halkalardan.
Peki bu halkaları nasıl görebilirsiniz? Keserek.
Sen gel yıllar boyu koskoca dünyaya nefes ol, sonra da merakın düşmanı olmaya esir kal.
Bakın, ölüm aslında ne kadar da basit bir şeymiş öyle değil mi?
İşte bundan dolayıdır ki gözümüzün nereye baktığını bilmek bizim yaşam kaynağımızdır. Çünkü hayat bakmak ile görmek arasındaki farkın arasında kalmış incecik bir ipliktir. Unutmamalıyız ki şu dünyada bizim kendimize olan yararımız kısıtlıdır; bunun için yaşamak kadar yaşatmalıyızdır da, bizden başkası için de savaşmalıyızdır.
Çünkü insanlar yaşanmışlıkları ile değil yaşattıkları ile anılır, geride miras olarak bıraktıklarıyla…
Bugünkü konumuzda tam olarak bununla alakalı. Roma topraklarında garip şeyler dönüyor, bizim için garip olabilir ancak onlar için değil tabii. Çünkü onlar bu eserinde geride bıraktıklarını da düşünmüşler…
Konu
Bugünkü konumuz Antik Roma ve onun sıra dışı eserlerinden sadece biri olan “PANTHEON“.
Genel Tanıtım
Pantheon, Roma İmparatorluğu döneminde yapılan ve günümüze kadar ulaşabilen nadir antik dönem yapılarından biridir. Adını Yunanca “pan” (tüm) ve “theous” (tanrı) kelimelerinin birleşiminden alır ve adında da yer verildiği üzere tüm tanrıların anılması adına inşa edilmiş bir tapınak olarak bilinir.
M.Ö. 27-25 yıllarında ilk olarak Marcus Agrippa tarafından yaptırılmış; bugünkü yapı ise İmparator Hadrian döneminde (M.S. 118-126) inşa edilmiştir.
Günümüzde yapı, Santa Maria ad Martyres (Tüm Şehitlere Adanan Meryem Kilisesi) olarak kilise görevi görmektedir.
“Roma bana mimarlığın sessiz gücünü öğretti.”
–Louis Kahn–
Pantheon’un Tarihçesi ve Korunması
Pantheon’un tarihçesi birkaç aşamada gelişir; Agrippa’nın orijinal tapınağı, yangın ve yıkım onarımları, Hadrian’ın yeniden inşası.
608-609 yıllarında Papa Boniface IV tarafından kiliseye çevirilince yapının yıkımlara karşı korunması sağlanmıştır.
Bu dönemde içeride Hristiyan sembolleri ve ilaveler yapılmıştır.
“Roma’nın göğü altında böyle bir kubbenin yükseldiğini görmek, insanı tarihle konuşur hâle getirir.”
–Lord Byron–
Mimari Ölçüler ve Küresel İlişki
Bina dönemine kıyasla olağanüstü bir matematiksel ölçüt taşır. Özellikle küre, çember orantıları bulunur.
Binanın iç çap ve iç yüksekliğieşittir ve yaklaşık 43,3 metredir. Bu ölçü binanın içine tam bir kürenin yerleştirilebileceğini gösterir ve küre antik dönemde “Mükemmeli” temsil eder.
“Pantheon insan yapımı gibi değil, bir melek tarafından yapılmış gibi.”
–Michelangelo–
Kubbe ve Beton Çeşitliliği
Pantheon’un kubbesi mimari sınırları zolayan bir teknolojiye sahiptir.
Kubbenin yapım aşamasında tepeye doğru ponza ve tüf gibi daha hafif volkanik malzemeler kullanılmışken aşağılarda olabildiğince sert malzemeler kullanılmıştır.
Ayrıca kubbenin iç yüzünde kullanılan kasetli taş yapısı da ortama estetik bir hava katarak kubbeyi hafifletmiştir.
Bu durum binanın çökme riskini en aza indirmiştir.
“Roma’nın antik ustaları, kubbenin nasıl göğe yükselmesi gerektiğini bize gösterdi.” –FİLİPPO BRUNELLESCHİ– “Pantheon, dünya mimarlık tarihinin en etkileyici yapılarından biridir. Kubbesi, kendi döneminin ötesine geçmiştir.”
–Sir Banister Fletcher–
Oculus-Pantheon’un Gözü
Asıl konumuz olan Pantheon’un gözü “Oculus“a ulaşmış bulunmaktayız.
Antik Roma’da inanç oldukça büyük bir yer kaplardı. Öyle ki bu tapınağın adı bile tanrıların yeri gibi bir anlam oluşturur.
Bu durumdan ötürü bina inşa sırasında tam tepede yaklaşık 8-9 metre çapında ve göz şeklinde bir açıklık bırakılmıştır. Bu açıklığın bırakılması ise tamamen halkın tanrılar tarafından koruma altında olduğunu hissettirerek tanrıya olan saygının somutlaştırılmasını sağlamaktır.
Bu delik öylesine özenle yapılmıştır ki gün içinde mekana giren doğal ışık mevsimsel dengeye uyumlu olarak ortamı aydınlatır.
Hatta Roma’nın kuruluş günü olan 21 Nisan’da mimariyle eşleşen özel bir ışın şöleni oluşur.
Pantheon, aynı zamanda tasarımı gereği bir güneş saati ve takvim işlevi görür.
Oculus’tan gelen ışığın saatlere göre yer ile oluşturduğu açı ve gölge ile tarihsel ayarlamaların yapılması da mümkün olmuştur. Ekinoks tarihleri ve mevsimlerin başlangıç tarihlerinin aydınlatılması sağlanmıştır.
Tam tepede bulunan açıklık sayesinde çeşitli gözlemlere de yer verilmiştir.
İç Süslemelerde Malzeme ve Renk Detayları
Pantheon içindeki mermerlerin kullanım yerleri binaya tasarım açısından ayrı bir hava katarken süslemelerde kullanılan malzemelerin ve bu malzemelerin renklerinin derin anlamlar taşıdığını unutmamalıyız.
Mor Mermer(Anadolu/Phrygia)= imparatorluk, soyluluk
Sarı Mermer(Numidia)= güneş, kudret
Kırmızı Porfir= tanrısallık, ölümsüzlük
Bu anlamlar mekana kozmik ve politik bir anlatı yüklemiştir.
“Roma sayesinde mimarlık sanatını gözlerimle öğrendim.”
–Johann Wolfgang von Goethe–
Nişler ve Sayısal Sembolizm
Duvarlarda yer alan büyük nişler yedi ana bölüme ayrılacak şekilde gösterilmiştir.
Anti dünya düşüncesinde “7” oldukça önemli bir yere sahiptir.(7 Gezegen. 7 Tanrı, 7 Göksel Katman)
Bu yüzden Pantheon’un niş düzeni, evrenin göksel düzeniyle bağdaştırılır.
Ayrıca yazımın en başında da yer verdiğim şekil olayı da bir şekilde inanç ile bağlanıyor. Daire ve kare, insan ile tanrıyı temsil ederken sekizgen ise insan ile tanrı arasındaki köprüyü temsil eder.
Heykeller ve İkonografi
Binada genel olarak tanrılara ait heykeller yer alıyordu.
Ancak kilise düzenlemesinin ardından bu heykellerin çoğu zaman içinde kayboldu. Hristiyan ikonografisi ve Azize Meryem betimlemelerine günümüzde rastlamak mümkün.
Mezarlar ve Anıt Mezarlık İşlevi
Pantheon’un hem kutsal hem de milli bir alan olması adına içine tam “4” önemli isimin anıtı yapılmıştır.
Raphael
Kral Vittorio Emanuele II
Kral Umberto I
Kraliçe Margherita
Bu durum milli değerler ve inanç esaslarına uyma açısından değerlendirilmiş ve binanın korunmasının benimsenmesi sağlanmıştır.
Ses ve Akustiğin Mekânsal Algı Üzerindeki Etkisi
Pantheon’un kubbesi öylesine pürüzsüz bir yapıya sahiptir ki ses düzeni bir amfi kadar etkilidir.
Bu durum sesin yayılmasını ve uzun süre yankılanmasını sağlar.
Etkili konuşmalar için tercih edilmesi de sağlanmış olur. Mekan algısı; ses, kasetli yapı ve mermer düzeninin birleşimi ile görsel bir derinlik oluşturur.
Neden-Nasıl Bugüne Kadar Ayakta Kalabildi?
Yapı oldukça millileştirilmiş kutsal bir mekan olduğu için bugüne kadar büyük bir özenle bakımlara tabi tutulmuştur.
Binanın kubbesindeki ve zeminindeki taşların yapısı sayesinde oluşan denge ile kiliseye çevrilip yangın ve yıkımlardan korunmasının sağlanması, bugüne kadar ayakta kalabilmesinin en büyük etkenleridir.
Pantheon bir mühendislik harikasıdır.
Pantheon’un Dünya Mimarisine Etkisi
Pantheon’un kusursuz oranları ve kubbe teknolojisi, Rönesans mimarlarını ve sonraki dönem mimarilerini derinden etkilemiştir.
Ayrıca Osmanlı ve İslam dünyasındaki kubbeli mimari ögelerle de karşılaştırmalar yapılmıştır.
“Pantheon, tüm tapınakların modeli olmalıdır.” –ANDREA PALLADİO– “Antik Roma’nın akılcı mimarisi özgür insanların binalarına rehberlik etmelidir.”
Yorum gönder