GERÇEKLİĞE SIZMIŞ UFAK BİR UMUT
Etrafıma bakıyorum ilk gözüme çarpan şey masmavi gökyüzü oluyor ve pamuk şeker gibi duran bembeyaz bulutlar. Sonra gözlerim biraz daha aşağıya kayıyor ve evet yeşilin bin tonunu bir arada bulduğum ormanlar. Gözlerimi kapatıyorum sadece hissediyorum biraz orman kokusu biraz rüzgar bir de yavrularını çağıran anne bir serçe. Hiç açmak istemiyorum gözlerimi ama sonra gözlerim kapalı olmasına rağmen bir ışık hissediyorum, hafifçe aralıyorum gözlerimi güneş tenimi sıcakla beraber hafifçe okşuyor gibi. Son olarak karşımda kocaman engin bir deniz, nutkum tutuluyor içindeki o eşsiz dünyayı düşünmeye çalışıyorum düşündükçe daha derine batıyorum, sanki bu uyumun altında sessizce boğuluyorum.

Sonra uzaklardan bir ses duyuyorum ama hiç buraya ait gibi gelmiyor, zaman geçtikçe bu ses çok tanıdık gelmeye başlıyor evet alarmımın sesi bu giderek daha da arttırıyor şiddetini. Ve bir anda kendime geliyorum bugün okul var ve ben kendi yatağımda yatıyorum, telaşla kalkıyorum yataktan. Az önce gördüğüm rüya mı gerçek mi ayırt etmeye başlıyorum evet asla gerçek olamayacak kadar güzel bir rüya ve tekrar saatime bakıyorum eğer biraz daha oyalanırsam okula geç kalacağım. Aceleyle hazırlanıp evden çıkıyorum. Kuş sesleri yerine korna sesleri ve insan bağırışları duyuyorum. Ormanlar yerine grinin tek tonunu görebileceğim binalara rastlıyorum. Güzel çiçek kokuları yerine yoğun bir egzoz dumanı kokusu alıyorum. Ardından servise biniyorum ve yerime oturuyorum sonra aklımdan istemsizce şu kelimeler geçiyor: Üzerinde yaşadığımız yaşlı mükemmel bir dünya ve onu mahveden insanlar. Ama sonra gözüme bir ışık vuruyor. Oysa gözüm kapalıydı? Yavaşça gözlerimi açıyorum tekrar mavi gökyüzünü ve içimi ısıtan güneşi selamlıyorum ve tekrar aklımdan şu kelimeler akıyor yukarı doğru bakarsan her zaman umut vardır eğer sen hala nefes alıyorsan umut dediğin şey hala yanındadır.
Share this content:



Yorum gönder